HAYAT MASALI… Hayat… “İyyake na’büdü ve iyyake nestaîn” diyenler için yeni yıl nedir ki? Doğumla başlıyor masal… Sonra büyürsün… Emeklilik dediğin şey ise… Ve final… Sonuç mu? Koca bir ömür… Hepsi bir cümleye sığar: Geriye ne kalır biliyor musun? Ne mal, ne mülk… Sadece şu soru:
Bize anlatıldığı gibi uzun, anlamlı ve büyük bir destan değil aslında.
Biraz gürültülü başlar, biraz sessiz ilerler, sonunda da kimsenin alkışlamadığı bir perde kapanışıyla biter.
Sadece takvimden kopan bir yaprak…
Ne eksilir hayattan, ne de çoğalır.
Dün neysen, bugün de osun. Yarın da olacağın şey, bugünkü tercihlerinin gölgesidir.
Bir tokatla…
Daha dünyaya gelir gelmez, “hoş geldin” değil, “hazır ol” der gibi.
Yaşarken kendini roman sanırsın;
Anlatınca başkalarına, çoğu zaman bir fıkraya dönüşürsün.
Kimi güler, kimi ibret alır, çoğu da geçer gider.
Romanın son bölümü değil;
Yazarın artık yorulduğunu fark ettiği yerdir.
Ne kadar süslersen süsle,
Ne kadar büyük yaşadığını düşünürsen düşün…
Bir gün, sessizce noktayı koyarlar.
Koşturmalar, hırslar, kırgınlıklar, sevinçler…
“Geçti…”
Ne alkış, ne övgü…
“Gerçekten yaşadın mı, yoksa sadece vakit mi doldurdun?”