MEDENİYET !…
Batı medeniymiş
Eğer medeni olmak, açmak ise bedeni,
Demek ki şu hayvanlar, Batı’dan da medeni..
Eskiler ne güzel söylemiş…
İki mısrada koskoca bir tartışmayı bitirmiş.
Bugün “medeniyet” diye pazarlanan şey, çoğu zaman sadece dış görünüşten ibaret.
Ahlak yoksa, edep yoksa, sınır yoksa… adına ister modernlik de, ister özgürlük…
İnsanı insan yapan değerler yoksa, o medeniyet sadece süslü bir kabuktan ibarettir.
Batı’yı körü körüne taklit edenler şunu unutuyor:
Medeniyet; açılmakta değil, örtünmesini bilmekte, göstermekte değil, sakınmasını bilmekte, nefsine uymakta değil, nefsine hâkim olmakta gizlidir.
Hayvan bile tabiatı gereği sınırını bilir, ölçüsünü aşmaz.
Ama insan, aklı olduğu hâlde ölçüyü kaybederse…
İşte o zaman en tehlikeli varlığa dönüşür.
Medeniyet; teknolojiyle değil, ahlakla ölçülür.
Ve ahlak yoksa… ne Batı kalır, ne Doğu… sadece boşluk kalır.
Eskiden “medeniyet” denince akla edep gelirdi, haya gelirdi…
Şimdi bakıyoruz, utanmazlık ilericilik olmuş.
Birileri çıkmış “çağdaşlık” diye diye, insanın en temel değerlerini soyup atıyor.
Ne var bunda diyor…
Asıl sorun da burada zaten: “Ne var bunda?” diyebilecek hâle gelmek…
Bizim gençliğimizde ayıp vardı, sınır vardı.
İnsan kendine de saygı duyardı, karşısındakine de.
Şimdi ise sınır kalkınca, saygı da buhar oldu.
Medeniyet dediğin şey;
Ne giydiğinle değil, ne kadar haddini bildiğinle ölçülür.
Hayvan bile mevsimine göre yaşar, ölçüsünü bozmaz.
Ama insan, nefsine esir olursa…
İşte o zaman, o iki satırdaki söz cuk diye oturur.
Demek ki mesele Batı ya da Doğu değil…
Mesele insan kalabilmek.