BAKMAK VE GÖRMEK…

Cumartesi, Mayıs, 2026
847
Ana Sayfa ·Hayat ve Yaşam ·BAKMAK VE GÖRMEK…

BAKMAK VE GÖRMEK…

Akşamüstüydü…
Şehrin en kalabalık caddesinde insanlar bir yerlere yetişmenin telaşıyla akıp gidiyordu.
Kimi telefonuna bakıyor, kimi kafasını öne eğmiş düşüncelere gömülmüş yürüyordu.
Kimsenin kimseyi gördüğü yoktu aslında…
Sadece birbirlerinin yanından geçiyorlardı.

Kaldırımın köşesinde yaşlı bir adam vardı.
Eski bir taburenin üstünde oturmuş, önündeki küçük masaya birkaç kalem ve mendil dizmişti.
Yüzünde garip bir yorgunluk vardı ama gözleri hâlâ canlıydı.

İnsanlar geçiyordu…
Bakıyorlardı ama görmüyorlardı.

Bir genç çocuk adamın önünden geçti.
Adam hafifçe gülümsedi:
“Evlat… bir bardak çay içecek kadar alışveriş yapsan yeter…”

Çocuk duymadı bile.
Kulaklarında kulaklık, gözlerinde başka bir dünya vardı.

Bir kadın geçti ardından…
Yaşlı adama kısa bir an baktı.
Sonra yüzünü çevirdi.
Çünkü görmek istemediği şeyler vardı hayatta.
Yorgunluk görmek istemiyordu…
Yoksulluk görmek istemiyordu…
Yaşlanmayı görmek istemiyordu…

Az ileride lüks bir araç durdu.
İçinden takım elbiseli biri indi.
Yaşlı adama şöyle bir baktı.
Sonra cebinden telefonunu çıkarıp sosyal medyada “insanlık ölmüş” diye paylaşım yaptı.

O sırada küçük bir çocuk annesinin elini çekiştirdi:
“Anne… bu dede neden burada tek başına oturuyor?”

Kadın cevap veremedi.
Çünkü çocuk gerçekten bakmıştı…

İşte mesele buydu.
Bakmak başka şeydi…
Görmek başka…

Çoğu insan gözleriyle bakıyordu.
Ama vicdanıyla görmüyordu.

Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği değil…
İşlerine geleni görüyorlardı.

Mutlu olan, dünyanın güzel olduğuna inanıyordu.
Canı yanan ise her yerde kötülük görüyordu.
Kibirli olan herkesi küçümsüyor…
Kırılmış olan herkesi düşman sanıyordu.

Ve insan zamanla şunu anlıyordu:

Hayatta gözler herkeste vardı…
Ama görmek, herkese nasip olmuyordu…

Haluk Cangökçe

23.05.2026

Araç çubuğuna atla