BİR ADAM VARDI !….…
Sosyal medyada binlerce takipçisi vardı.
Her sabah telefonunu açtığında yüzlerce beğeni görür, onlarca yorum okurdu.
“Ne kadar çok sevenim var…” diye düşünürdü.
Bir gün evlendi.
Düğün günü geldiğinde sokak doldu, arabalar peş peşe dizildi. Korna sesleri mahalleyi inletti. Tam 500 kişi düğün konvoyundaydı.
Adam gururla etrafına baktı:
“İşte benim çevrem… İşte dostlarım…”
Yıllar geçti.
Bir gün ölüm kapısını çaldı.
Bu defa ne telefonundaki takipçi sayısının ne de düğün konvoyundaki arabaların bir anlamı vardı.
Cenazesinde yaklaşık 50 arkadaşı vardı.
Tabut omuzlara alındı. Dualar edildi. Mezarlığa kadar yüründü.
Sonra mezarın başına gelindi.
Toprak açılmıştı.
Tabut indirildi.
Bir süre sonra herkes yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı.
50 kişi 30 oldu…
30 kişi 10 oldu…
10 kişi 3 oldu…
Sonunda mezarın başında hiç kimse kalmadı.
Telefon sustu.
Konvoy dağıldı.
Alkışlar bitti.
Beğeniler unutuldu.
Ve o adam, bir zamanlar binlerce kişinin arasında yaşarken, şimdi toprağın altında tek başınaydı.
İşte hayatın insanın yüzüne söylediği en ağır gerçeklerden biri budur:
Sosyal medyada binlerce takipçi…
Düğün konvoyunda 500 kişi…
Cenazede 50 arkadaş…
Kabirde tek başına…
Demek ki mesele, hayattayken çevremizde kaç kişinin bulunduğu değilmiş.
Mesele; herkes gittikten sonra yanımızda götürebildiğimiz iyiliklerimiz, dualarımız, vicdanımız ve geride bıraktığımız güzel izlerimizmiş.
Çünkü bir gün kalabalıklar mutlaka dağılır.
Ve insan, en sonunda kendi hayatıyla baş başa kalır.
Haluk Cangökçe..
20.08.2026