Kartalın yükselmesi için kanatlarını hafifletmesi gerektiği gibi, insan da bazen geçmişin kırgınlıklarını, gereksiz korkularını, bitmiş kavgalarını ve enerjisini tüketen insanları geride bırakmalıdır.
Hayatın en ağır yükü çoğu zaman omuzlarımızdaki değil, zihnimizde taşıdıklarımızdır. Kimi zaman bir pişmanlık, kimi zaman bir öfke, kimi zaman da artık bize hizmet etmeyen alışkanlıklar… Bunları bırakabildiğimiz ölçüde hafifler, hafifledikçe de yükseliriz.
Unutmayalım ki;
Yükseğe çıkmak için yeni kanatlar aramaktan önce, bizi yere bağlayan zincirlerden kurtulmak gerekir.
Çünkü bazı şeyleri kazanmanın yolu, bazı şeylerden vazgeçebilmektir.
UÇMAK İSTİYORSAN SENİ AŞAĞIYA ÇEKEN HERŞEYİ AŞAĞIDA BIRAK..
Yaşlı adam, her sabah yaptıuğı gibi parkın en yüksek tepesindeki banka oturdu. Elindeki bastona dayanıyor, ufka doğru bakıyordu. Gökyüzünde süzülen bir kartal dikkatini çekti.
Kartal, rüzgârın sırtına yaslanmış gibi hiç çırpınmadan yükseliyordu.
Yanına oturan küçük torunu sordu:
— Dede, o kartal neden bu kadar yükseğe çıkabiliyor?
Yaşlı adam gülümsedi.
— Çünkü yanında gereksiz hiçbir yük taşımıyor evlat.
Çocuk merakla baktı.
— İnsanlar da öyle mi?
Yaşlı adam bir süre sustu. Gözleri uzaklara daldı.
Hayatı boyunca taşıdığı yükler geldi aklına…
Kırıldığı insanlar…
Affedemediği sözler…
Olmamış işler…
Kaçırılmış fırsatlar…
Yıllarca sırtında taşıdığı kırgınlıklar…
Sonra bir gün fark etmişti ki, onu yoran yaş değil, taşıdığı yüklerdi.
Bir dostunun ihaneti…
Bir akrabanın vefasızlığı…
Bir evladın kırıcı sözü…
Hepsini zihninde tekrar tekrar taşıyor, her hatırladığında yeniden yoruluyordu.
Bir gece kendi kendine şöyle demişti:
— Bu yükleri taşımaya devam edersem yürüyemeyeceğim. Bırakırsam belki hafiflerim.
İşte o gün, geçmişle kavga etmeyi bıraktı.
Kırgınlıklarını rüzgâra verdi.
Pişmanlıklarını zamana bıraktı.
Değiştiremeyeceği şeylerle mücadele etmekten vazgeçti.
Ve yıllar sonra anladı ki, insan bazen bir şeyler kazanarak değil, bazı yükleri bırakarak yükseliyordu.
Torunu yeniden sordu:
— Dede, insan gerçekten uçabilir mi?
Yaşlı adam gökyüzündeki kartalı işaret etti.
— Kanatla değil evlat… Ruhuyla uçabilir.
Sonra yavaşça ekledi:
— Uçmak istiyorsan, seni aşağı çeken her şeyi bırak. Çünkü insanı yere bağlayan ağırlıklar ayaklarında değil, yüreğinde taşındıkları sürece ağırdır.
Kartal gökyüzünde bir nokta olana kadar yükselmeye devam etti.
Yaşlı adam ise uzun yıllar sonra ilk kez kendini onun kadar hafif hissediyordu.
“Bazı yükler omuzlarda değil, hatıralarda taşınır. İnsan onları bırakabildiği gün yükselmeye başlar.”
Haluk Cangökçe
03.06.2026