“Nasıl Olsa Hep Var Dedikleriniz, Hep Olmayacak…”
Bir gün durup düşünüyorsunuz.
Eskisi gibi çalmıyor telefonlar.
Eskisi kadar kalabalık değil sofralar.
Bazı sandalyeler boş…
Bazı sesler artık sadece hatıra.
Ve insan o zaman anlıyor:
“Nasıl olsa hep var” dediklerimiz, meğer en geçici şeylermiş.
Anne…
Baba…
Eş…
Dost…
Evlat…
Sağlık…
Gençlik…
Hatta sıradan sandığımız bir sabah kahvesi bile…
Hepsi emanetten ibaretmiş.
Biz çoğu zaman ölüme hazırlıklı değiliz.
Çünkü ölümü başkalarının başına gelen bir haber sanıyoruz.
Bir gün komşuya uğruyor, bir gün tanıdığa,
bir gün ekrandaki yabancıya…
Ama kendimize yaklaştırmıyoruz.
Oysa ölüm randevu sormaz.
Takvim karıştırmaz.
“Hazır mısın?” demez.
Sessizce gelir.
Kıymeti Sonradan Anlaşılanlar
İnsan garip…
Yanındayken susar, gidince konuşur.
Varken ihmal eder, yokken methiyeler dizer.
Canını sıkan bir sözün arkasından günlerce küser, ama mezar başında “keşke”lerle ağlar.
Kırdığı kalpleri tamir etmeyi erteler, sonra telafisi olmayan bir sessizlikle karşılaşır.
Asıl Fakirlik
Fakirlik para eksikliği değildir.
Asıl fakirlik;
-
Sevdiğine vakit ayıramamak,
-
Anne babayı aramayı ertelemek,
-
Bir dostu “yarın”a bırakmak,
-
Kalbi varken gururu seçmek,
-
Affedebilecekken kin tutmaktır.
Zenginlik de banka hesabında değil.
Zenginlik; sağlıkta, huzurda, vicdanda ve sevdiklerinin nefesinde saklıdır.
Ölüm Var… Ama Hayat da Var
Ölüm gerçeğini hatırlamak karamsarlık değildir.
Tam tersine…
Hayatı ciddiye almaktır.
İnsan olmaya çalışmaktır.
Kalp kırmamaya gayret etmektir.
Bugün birini aramak, bugün teşekkür etmek, bugün özür dilemek,bugün sarılmak…
Bunlar küçük şeyler gibi görünür.
Ama yarın olmayabilir.
Son Söz
Gururu biraz azaltın.
Kırgınlıkları hafifletin.
Sevdiklerinizi ihmal etmeyin.
Kalp yapmayı, hak yememeyi, dua etmeyi unutmayın.
Çünkü…
Nasıl olsa hep var dedikleriniz, hep olmayacak.
Ölüm var.
Geç olmadan kıymet bilin.
Haluk Cangökçe
04.02.2026