NE İŞİN VAR SENİN GEZİLERDE ?

Cumartesi, Ağustos, 2026
2327
Ana Sayfa ·Hikayeler ·NE İŞİN VAR SENİN GEZİLERDE ?

NE İŞİN VAR SENİN GEZİLERDE ?

Yaşantım boyunca fırsat buldukça seyahat ettim. Yurdun dört bir yanını gezdim, yurt dışı turlarına katıldım; farklı ülkeler, şehirler, kültürler ve insanlar tanıdım.

Katıldığım gezilerde hemen her yaş grubundan insan olurdu. Gençler heyecanla oradan oraya koşarken, orta yaşlılar gördükleri her yeri fotoğraflamaya çalışır; ileri yaştakiler ise grubun gerisinde kalsalar bile büyük bir sabırla yollarına devam ederlerdi.

Fakat yaşlı bir insanın gezmeye çıktığını gören bazıları hemen söylenirdi:

“Be adam, bu yaşa gelmişsin, hâlâ geziyorsun! Otur evinde… Ne işin var senin gezmelerde?”

Doğrusunu söylemek gerekirse, ben de benzer düşüncelere kapılırdım.

Özellikle yürüme güçlüğü yaşayan bazı yaşlıların uçağa tekerlekli sandalyeyle götürüldüğünü, görevlilerin yardımıyla uçağa bindirildiğini gördüğümde hayret ederdim.

İçimden:

“Be adam, bu yaşa gelmişsin… Yürümekte bile zorlanıyorsun. Hâlâ gözün yollarda! Otur evinde… Ne işin var senin gezilerde?” derdim.

İnsan, başına gelmeyen şey hakkında ne kadar kolay konuşuyor!

Uzaktan bakınca hüküm vermek kolaydır. Çünkü o tekerlekli sandalyede oturan kişinin kalbinden geçenleri bilmezsiniz. Belki son kez memleketini görecektir. Belki yıllardır hasret kaldığı çocuğuna kavuşacaktır. Belki de bedeninin yorulmasına rağmen ruhunun hâlâ yaşamak, görmek ve keşfetmek istediğini kimseye anlatamıyordur.

Yıllar geçti…

Geçirdiğim rahatsızlık nedeniyle ben de denge sorunu yaşamaya başladım. Artık baston olmadan ya da eşim Banu’nun koluna girmeden yürüyemiyorum. Bastonum bir elimde, “canlı bastonum” Banu diğer yanımda…

Son seyahatimizde eşim uçak biletlerimizi alırken benim için tekerlekli sandalye hizmeti de istemiş.

Bunu duyduğumda içimde bir şeylerin incindiğini hissettim. İnsan bazı gerçekleri kabul etmekte zorlanıyor. Hele yıllarca kendi ayakları üzerinde durmuş, spor yapmış, yüzmüş, maratonlara katılmış biriyseniz tekerlekli sandalyeye oturmak daha da ağır geliyor.

Fakat başka çarem yoktu.

İstemeye istemeye o sandalyeye oturdum. Bir görevli beni havaalanının uzun koridorlarından geçirerek uçağa doğru götürürken, yıllar önce gördüğüm o yaşlı insanlar birer birer gözümün önüne geldi.

Bir zamanlar onlara söylediğim cümleler, bu defa dönüp beni bulmuştu:

“Be adam, gelmişsin 83 yaşına… Hâlâ gözün diyarlarda! Otur evinde… Ne işin var senin gezilerde?”

Sonra kendi soruma yine kendim cevap verdim:

“Çünkü hâlâ yaşıyorum…”

Yaşlanmak, hayattan vazgeçmek değildir.

Yürüyememek, yollara bakmayı bırakmak değildir.

Tekerlekli sandalyeye oturmak, insanın hayallerini de o sandalyeye mahkûm etmez.

İnsanın ayakları yorulabilir, dengesi bozulabilir, adımları yavaşlayabilir. Fakat kalbi hâlâ yeni yerler görmek, başka diyarlara gitmek ve hayatın içinde kalmak istiyorsa onu eve kapatmaya kimsenin hakkı yoktur.

Bugün geçmişte yargıladığım o insanları çok daha iyi anlıyorum.

Meğer onlar gezmeye değil, yaşamaya devam ediyorlarmış.

Meğer tekerlekli sandalye bir çaresizlik değil, insanı özlediği yerlere ulaştıran başka bir ulaşım aracıymış.

Meğer asıl yaşlılık, baston kullanmakta ya da sandalyeye oturmakta değil; merakını, heyecanını ve yaşama sevincini kaybetmekteymiş.

Şimdi 83 yaşındayım…

Adımlarım eskisi kadar sağlam değil. Bazen bastonumdan, çoğu zaman da eşimin kolundan güç alıyorum. Gerektiğinde tekerlekli sandalyeye de oturuyorum.

Ama gözüm hâlâ yollarda…

Çünkü insanın bedeni yaşlanıyor; gönlü değil.

Allah sağlık ve imkân verdiği sürece gezmeye, görmeye ve hayatın içinde kalmaya devam edeceğim.

Bundan sonra tekerlekli sandalyede seyahate çıkan yaşlı birini gördüğümde ona:

“Ne işin var senin gezilerde?” demeyeceğim.

Tam tersine, içimden şöyle sesleneceğim:

“Helal olsun sana… Ayakların yorulmuş olabilir ama belli ki yaşama sevincin hâlâ dimdik ayakta!”

 

Haluk Cangökçe

29.08.2026

 

Araç çubuğuna atla