Bu mısra aslında insanın en büyük gafletine işaret ediyor: ölümü unutmak. İki tip insan anlatılıyor: 1. Haramdan kaçmayan: 2. Namaz kılmayan: 👉 Yani mesele sadece “unutmak” değil… Çünkü ölüm hatırlanınca: Haksız kazanç sorgulanır Günahlar yüzeye çıkar Hesap günü akla gelir Bu yüzden bazıları bilinçli bir kaçış yaşar. Sonuç: 📌 Kısa ders: Sanki başkalarına yazılmış bir kader gibiydi. Şimdi… Bakıyorum… Ama biz emekliler için artık mazeret yok. Artık mesele: Ve en önemlisi: Ölümü unutan, gençliğe sığınır… Çünkü her gün biraz daha yaklaşır hakikate… 📌 Not:
Haluk Cangökçe 19.03.2026
Dünya hırsına kapılmış, nefsinin peşinde koşan kişi…
Helal–haram hassasiyeti kayboldukça, kalp katılaşır.
Kalp katılaştıkça da ölüm fikri rahatsız etmeye başlar…
Ve insan, rahatsız olduğu gerçeği düşünmekten kaçar.
Namaz, insanı günde beş vakit Rabbine ve hakikate bağlayan bir hatırlatmadır.
Namaz yoksa, o bağ da zayıflar.
Zayıflayan bağ, insanı dünyaya daha çok bağlar;
dünyaya bağlanan da ölümü hatırlamak istemez.
İnsan, aslında hatırlamak istemediği için unutur.
Ölümü unutan, hayatı yanlış yaşar.
Ölümü hatırlayan ise hayatını düzene koyar.
Ölüm, korkulacak bir son değil;
doğru yaşamak için en güçlü hatırlatmadır.
Gençtik, koşturuyorduk, dünya telaşı ağır basıyordu.
Saçlara ak düştü, dizler ses veriyor, dostlar bir bir eksiliyor…
İnsan ister istemez düşünüyor:
“Ben ne yaptım bu ömrümle?”
Kimisi hâlâ haramın peşinde.
Sanki hiç hesap vermeyecekmiş gibi…
Kimisi de namazı ertelemiş,
“Daha vakit var” diye diye ömrü tüketmiş…
Çünkü biz, hayatın son virajına girdiğimizi biliyoruz.
✔ Ne kadar kazandığın değil
✔ Nasıl yaşadığın
✔ Nasıl gideceğin…
Ama emekli, unutamaz!
Emeklilik sadece maaş almak değildir…
Emeklilik, ahiret hazırlığının başladığı zamandır.