SENİ NAMAZA DAHİ GÖTÜREMEYEN İMANIN. SENİ CENNETE NASIL GÖTÜRSÜN ?..

Pazar, Şubat, 2026
380
Ana Sayfa ·Din & İnanç ve Felsefe ·SENİ NAMAZA DAHİ GÖTÜREMEYEN İMANIN. SENİ CENNETE NASIL GÖTÜRSÜN ?..

SENİ NAMAZA DAHİ GÖTÜREMEYEN İMANIN. SENİ CENNETE NASIL GÖTÜRSÜN ?..

İnsan bazen durup kendi kalbine sormalı:

“Ben neye inanıyorum?”

Dilimde iman var…
Sözümde Allah var…
Ama hayatımda namaz yok.

İşte asıl çelişki burada başlıyor.

Çünkü iman, sadece “inanıyorum” demek değildir.
İman, insanı yerinden kaldırandır.
İman, sabahın köründe yorganı açtırandır.
İman, ezan okunurken ekranı kapattırandır.
İman, alışkanlıkları bozdurandır.

Ama bugün çoğumuzun imanı koltukta oturuyor.
Telefon elde, dizi açık, çay sıcak…
Ezan mı? Arka fonda bir ses.

Sonra da cennet bekliyoruz.


Dil ile iman, beden ile isyan

Modern insanın garip bir hali var.

Allah’a inanıyor.
Peygamberi sevdiğini söylüyor.
Ölümü düşünüyor.
Ahireti kabul ediyor.

Ama namaz gelince:

  • “Yorgunum.”

  • “Bugün yoğunum.”

  • “Kalbim temiz.”

  • “Allah kalbe bakar.”

Evet, Allah kalbe bakar…
Ama o kalp seni secdeye götürmüyorsa, orada bir arıza vardır.

Çünkü gerçek iman, sadece kafada durmaz.
Ayağa kalkar.
Abdest alır.
Seccadeye gider.


Namaz, cennetin kapı zili gibidir

Namaz mükemmel insanların işi değildir.
Namaz, eksik insanların kurtuluş yoludur.

Kimse “çok temizim, o yüzden namaz kılıyorum” demez.
Tam tersine:

Kirliyiz diye kılıyoruz.
Yorgunuz diye kılıyoruz.
Dağılmışız diye kılıyoruz.

Namaz, insanı toparlar.

Namaz, iç disiplindir.
Namaz, günde beş defa “kendine gel” çağrısıdır.
Namaz, kalbin düzenli servise girmesidir.

Ve en acısı şu:

Namaza vakit ayıramayanlar, saatlerce sosyal medyada gezebiliyor.

Demek ki mesele vakit değil.
Mesele öncelik.


Kendimizi kandırmayalım

İman; sadece bayramdan bayrama hatırlanan bir kavram değildir.
Sadece cenazelerde konuşulan bir konu da değildir.

İman, günlük hayattır.

Sabah namazında başlar.
Helal lokmada devam eder.
Kul hakkından kaçınmakla büyür.
Akşam secdesinde derinleşir.

Ama biz çoğu zaman şunu yapıyoruz:

Cenneti istiyoruz, yolu istemiyoruz.

Bu olmaz.


Son söz yerine

Kendimize dürüst olalım.

Seni namaza dahi götüremeyen iman, seni cennete otomatik taşımaz.

Cennet, koltukta bekleyenlere değil; secdeye yürüyenlere vaadedilmiştir.

Ve belki de asıl soru şudur:

Biz gerçekten inanıyor muyuz, yoksa sadece alışkanlık gereği mi inanıyor gibi yapıyoruz?

Kalbinle değil, hayatınla cevap ver.

Haluk Cangöççe

15.02.2026

Araç çubuğuna atla