ŞERİATTAN KORKAN MI, ADALETİ ARAYAN MI?…

Pazar, Temmuz, 2026
3001
Ana Sayfa ·İslamiyet ·ŞERİATTAN KORKAN MI, ADALETİ ARAYAN MI?…

ŞERİATTAN KORKAN MI, ADALETİ ARAYAN MI?…
İlginç bir çağda yaşıyoruz.
İnsanlar her gün adaletsizlikten şikâyet ediyor. Bir çocuk istismarı haberi çıktığında en ağır cezanın verilmesini istiyor. Bir kadın cinayeti işlendiğinde idam cezası tartışmaları yeniden alevleniyor. Yolsuzluk ortaya çıktığında “Bunların mal varlığına el konulsun” deniliyor. Yetim hakkı yiyenlerden, rüşvet alanlardan, hırsızlardan, dolandırıcılardan nefret edildiği yüksek sesle dile getiriliyor.
Kimse suçlunun korunmasını istemiyor.
Kimse adaletin gevşek işlemesini istemiyor.
Herkes, kendisini ve toplumunu koruyacak güçlü bir hukuk düzeni arıyor.
Fakat aynı insanlar, konu şeriata geldiğinde bir anda bambaşka bir refleks gösteriyor. Çünkü yıllardır bu kavram onlara sadece birkaç ceza hükmü üzerinden anlatıldı. Sanki şeriat yalnızca el kesmekten, recmden ve baskıdan ibaretmiş gibi bir algı oluşturuldu.
Oysa bir kavramı, onu savunanların anlattığı şekilde değil; sadece karşı çıkanların anlattığı şekilde tanırsanız, doğal olarak ondan korkarsınız.
Bugün insanlar bankaların faiz düzeninden şikâyet ediyor. Kredi kartı borçlarının altında eziliyor, ekonomik sömürünün büyüdüğünü söylüyor. Bir avuç sermaye grubunun milyonlar üzerinde kurduğu hâkimiyeti eleştiriyor.
Diğer taraftan torpilden, adam kayırmadan ve liyakatsizlikten bıkmış durumda. Hak eden değil, tanıdığı olanın yükseldiği bir sistemden herkes rahatsız.
Pazardaki hileye, eksik tartıya, fırsatçılığa, stokçuluğa öfke duyuyor.
Aile kurumunun zayıfladığını, ahlaki değerlerin aşındığını, gençlerin kimlik bunalımı yaşadığını konuşuyor.
Aslında herkes aynı şeyi arıyor:
Adalet…
Güven…
Dürüstlük…
Liyakat…
Ahlak…
Peki o hâlde şu soruyu sormak gerekmez mi?
Eğer aradığımız değerler bunlarsa, neden bu değerleri temel aldığını söyleyen bir hukuk ve ahlak anlayışını peşinen reddediyoruz?
Belki de sorun, kavramın kendisinden çok, zihnimize yerleştirilen algıdır.
Elbette bugün “şeriat” denildiğinde neyin kastedildiği, nasıl uygulanacağı ve hangi yorumun esas alınacağı konusunda Müslümanlar arasında da farklı görüşler bulunmaktadır. Tarih boyunca farklı hukuk ekolleri ve farklı uygulamalar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle konu, tek cümleyle açıklanabilecek kadar basit değildir.
Ancak bir fikri tartışmanın ilk şartı, onu doğru tanımaktır.
Önyargılarla değil, bilgiyle konuşmaktır.
Kulaktan dolma sloganlarla değil, kaynakları inceleyerek hüküm vermektir.
Çünkü adalet, hangi isimle anılırsa anılsın, insanlığın en büyük ihtiyacıdır.
Belki de asıl sorgulamamız gereken şudur:
Biz gerçekten adalete mi karşıyız?
Yoksa yıllardır bize öğretilen korkuların etkisiyle, adaleti temsil ettiğine inanan bir kavramın adından mı ürküyoruz?
Haluk Cangökçe
19.07.2026

Araç çubuğuna atla