GÖZYAŞINA DEĞMEYEN İNSANLAR… “Gözyaşına Değmeyen İnsanlar İçin Hayatınızı Harcamayın”. Dün döktüğünüz gözyaşları için yarın zaten pişman olacaksınız. Öyleyse bugününüzü de o kıymet bilmezlere kaptırmayın. Hayatta en pahalı bedellerden biri, değer vermediği halde değer verdiğimiz insanların peşinden harcadığımız zamandır. Kimi zaman bir dost, kimi zaman bir akraba, kimi zaman da hayatımızın merkezine koyduğumuz bir insan… […]

FİYATINI BİLİP KIYMETİNİ BİLMEYENLER !… Bazı insanlar vardır… Bir eşyanın kaç lira ettiğini bilirler ama o eşyanın ne emekle üretildiğini bilmezler. Bir dostluğun kendilerine ne kazandırdığını hesaplarlar ama o dostluğun zor günlerde nasıl omuz olduğunu anlayamazlar. Bir insanın makamını, maaşını, servetini öğrenmek isterler ama karakterinin, vefasının ve dürüstlüğünün değerini göremezler. Çünkü onlar her şeyin fiyatını […]

DÜŞÜNCELİ OLMAK BAZI İNSANLARIN TABİATINDA YOKTUR. Bu söz, insan ilişkilerinde sıkça yaşanan bir gerçeği hatırlatıyor: “Düşünceli olmak bazı insanların tabiatında yoktur. Beklentinizi büyütüp kendinizi üzmeyin. Çünkü insan, karakterinde olmayan bir şeyi uzun süre taşıyamaz. Üsteledikçe değişmezler; sadece siz yorulursunuz.” Daha kısa ve vurucu bir versiyon: “Düşünceli olmak bazı insanların tabiatında yoktur. Üstelemeyin… Gül açmayan daldan […]

“İNSANLARIN YÜZLERİNE SÖYLEYEMEYECEĞİN SÖZLERİ ARKASINDAN SÖYLEME..” Bu söz, aslında gıybetin ve iki yüzlülüğün en sade tariflerinden biridir: “İnsanların yüzlerine karşı söyleyemeyeceğin sözleri, arkalarından da söyleme. Çünkü cesaretin olmadığı yerde dürüstlükten, dürüstlüğün olmadığı yerde de karakterden söz edilemez.” Ya da daha hikmetli bir ifadeyle: “Bir insanın arkasından konuşmadan önce kendine şu soruyu sor: Aynı cümleyi yüzüne […]

DEFTERİ DEĞİŞTİRMEK… “Defter aynı olduğu sürece, yeni bir sayfa açmanın ne önemi var? Bazen defteri değiştirmek zorundasın.” Yıllardır aynı köyde yaşayan yaşlı bir adam vardı. Her yılbaşında yeni bir defter alır, hayatını düzene koymaya çalışırdı. İlk sayfaya umutlarını yazardı: “Bu yıl daha mutlu olacağım.” Birkaç sayfa sonra aynı şikâyetler başlardı: “Yine kırıldım… Yine kandırıldım… Yine […]

KANATLAR VE ZİNCİRLER… Uçmak istiyorsan, seni aşağı çeken her şeyi bırak. Bu söz, insanın hayatındaki yükleri fark etmesini hatırlatır: Kartalın yükselmesi için kanatlarını hafifletmesi gerektiği gibi, insan da bazen geçmişin kırgınlıklarını, gereksiz korkularını, bitmiş kavgalarını ve enerjisini tüketen insanları geride bırakmalıdır. Hayatın en ağır yükü çoğu zaman omuzlarımızdaki değil, zihnimizde taşıdıklarımızdır. Kimi zaman bir pişmanlık, […]

EN GÜZEL İNTİKAM İYİ YAŞAMAKTIR… Yıllarca onu küçümseyenler olmuştu.“Bundan bir şey olmaz” diyenler, arkasından gülenler, başarısızlığını bekleyenler… Önceleri hepsine cevap vermek istedi.Kırıcı sözlere kırıcı sözlerle karşılık vermeyi düşündü.Ama sonra anladı: Bazı insanlara verilecek en ağır cevap, bağırmak değil; dimdik yaşamaktır. O gün sustu.Kavga etmedi.Kendini anlatmaya çalışmadı. Sadece çalıştı.Düştü, kalktı.Kaybetti, yeniden başladı.Yoruldu ama pes etmedi. Yıllar […]

SOSYAL MEDYADA KARŞILAŞTIĞIM ADAM…   Birgün sosyal medyada gezinirken bir paylaşım dikkatimi çekti. Paylaşımın altında birisi uzun uzun özgürlükten, insan haklarından ve hoşgörüden bahsediyordu. “Kimsenin yaşam tarzına karışamazsınız” diyordu. “İnsanların inancına saygı duymak zorundayız” diyordu. Yüzlerce beğeni almıştı. Merak ettim, profiline girdim. Biraz aşağı indim. Başörtülü bir kadınla ilgili alaycı bir paylaşım… Biraz daha aşağı […]

“SİTTİN SENE” NE ANLAMA GELİR… “Sittin sene” halk arasında kullanılan eski bir deyimdir.Anlamı: “Çok uzun zaman”, “neredeyse hiçbir zaman”, “asla olacak gibi değil” demektir. Kökeni Arapçadır: Sittin = Altmış Sene = Yıl Yani kelime olarak “altmış yıl” anlamına gelir.Ama günlük kullanımda gerçek 60 yıl kastedilmez. Daha çok: “Uzun süre beklersin” “O iş zor olur” “Boşuna […]

TESADÜF VE KADER… Tesadüf dediğimiz şey bazen sadece bizim göremediğimiz ilahi düzenin perdesidir…Bir yaprağın düşüşünden yıldızların yörüngesine kadar her şeyde bir ölçü, bir denge ve bir hikmet vardır. İnsan; kibri büyüdükçe “rastgele” der,kalbi derinleştikçe “takdir” demeyi öğrenir… Zar bazen elde görünür…Ama kader, onu atan Kudret’in ilmindedir. —- Köyün dışında, kuraklığın toprağı çatlatıp paramparça ettiği eski […]

ÖMÜR YETMEZLİĞİ…. Kalp yetmezliği, solunum yetmezliği, böbrek yemezliği falan hikâye kardeşim. Mesele; ÖMÜR YETMEZLİĞİ hâlâ anlamadın mı bunu sen ? Bir hastane odasında üç kişi vardı… Biri kalp hastasıydı. Doktor diyordu ki: “Kalp artık yoruldu…” Diğeri oksijen maskesiyle nefes almaya çalışıyordu. Onun dosyasında yazan şuydu: “Solunum yetmezliği…” Üçüncü adam ise diyalize giriyordu. Böbrekleri artık görevini […]

BAKMAK VE GÖRMEK… Akşamüstüydü…Şehrin en kalabalık caddesinde insanlar bir yerlere yetişmenin telaşıyla akıp gidiyordu.Kimi telefonuna bakıyor, kimi kafasını öne eğmiş düşüncelere gömülmüş yürüyordu.Kimsenin kimseyi gördüğü yoktu aslında…Sadece birbirlerinin yanından geçiyorlardı. Kaldırımın köşesinde yaşlı bir adam vardı.Eski bir taburenin üstünde oturmuş, önündeki küçük masaya birkaç kalem ve mendil dizmişti.Yüzünde garip bir yorgunluk vardı ama gözleri hâlâ […]

YARIN ANİDEN ÖLÜRSEN…. Bankadaki birikimlerin gün geçirmeden paylaşılır. Üzerine kayıtlı mallar satılır, bölüşülür. Dolabındaki kıyafetler torbalara konur. Telefonun susar. Adın önce dualarda, sonra hatıralarda, sonra da sessizlikte kalır. Ve seni tanıyan son insan da öldüğünde… Bu dünyaya hiç gelmemişsin gibi olur. İşte insanın bütün meselesi bu: Mal biriktirmek değil, hayırla anılacak bir iz bırakmak. Çünkü […]

HAYAT MASALI… Hayat…Bize anlatıldığı gibi uzun, anlamlı ve büyük bir destan değil aslında.Biraz gürültülü başlar, biraz sessiz ilerler, sonunda da kimsenin alkışlamadığı bir perde kapanışıyla biter. “İyyake na’büdü ve iyyake nestaîn” diyenler için yeni yıl nedir ki?Sadece takvimden kopan bir yaprak…Ne eksilir hayattan, ne de çoğalır.Dün neysen, bugün de osun. Yarın da olacağın şey, bugünkü […]

SEVGİ VE NEFRET !… Sevdikleriniz için kendinizi feda etmekle işe başlarsanız, sonunda yollarına feda olduklarınızdan nefret ettiğinizi görürsünüz… Bu söz, sevginin sınırlarını çizemediğimizde nasıl kolayca zehre dönüşebileceğini anlatıyor. Sevgi; fedakârlık ister ama kendini yok etmeyi değil…İnsan, sevdiği için her şeyini verirse, bir süre sonra içten içe hesap tutmaya başlar:“Ben bu kadar verdim, karşılığı ne?” İşte […]

BAZILARI SERVETİYLE SINANIR.. Birini konuşmak kolay…“Şunun şu kadar dairesi var, bunun bu kadar arsası…”Dilin kemiği yok ya, say babam say… Ama insanın zoruna giden şu:Başkalarının servetini santim santim ölçenler,kendi vicdanını gramla tartmayı hiç denemiyor. Adamın yüzlerce dükkânı varmış…İyi de senin kaç metrekarelik kalbin var? Bankasında milyonlar varmış…Peki senin defterinde kaç hayır yazıyor? Dönümlerce arsası varmış…Sen, […]

“VİCDAN NEDİR ?”… Sınav kâğıdında küçücük bir cümle…Ama koca bir hakikat: “Vicdan nedir?”“İç sesimizin üzülmesi.” Ne kitap dili var…Ne ezber cümle…Ne de süslü tarifler… Ama öyle bir yerden vuruyor ki insanı…Profesörlerin sayfalarca anlatamadığını, bir çocuk tek cümleyle özetliyor. Demek ki vicdan…yanlış yaptığında bağıran değil, sessizce üzülen bir şey. Kimse duymuyor…Ama sen duyuyorsun.Kimse görmüyor…Ama sen hissediyorsun. […]

GEL DE YAŞA…. Bir zamanlar mahallede kapı kilitlenmezdi…Şimdi insan, kendi vicdanına bile kilit vurmak istiyor. Bakıyorsun;Ünvan büyüdükçe güven küçülmüş…Makam yükseldikçe ahlak yerle bir olmuş… Herkes bir şey olmuş ama“İnsan” olmayı becerememiş. Televizyonu açıyorsun, mide bulanıyor…Sokağa çıkıyorsun, güven duygun darbe alıyor…İki kelime sohbet edeyim diyorsun, herkes başka bir maskeyle konuşuyor… Eskiden “ayıp” vardı…Şimdi utanmazlık moda olmuş. […]

NE KADAR YAŞARSAN YAŞA / SEVDİĞİN KADARDIR ÖMRÜN… Bazı cümleler vardır; bir kitap dolusu nasihatin yapamadığını tek başına yapar. İşte bu söz de öyle…Yılların ağırlığını bir anda hafifletir, ömrün hesabını takvimden alıp kalbe teslim eder. İnsan, çoğu zaman yaşadığı günleri “kaç yıl oldu?” diye sayar. Oysa hayatın gerçek terazisi takvim yaprakları değil, yürekte biriken sevinçlerdir. […]

TOPLUM HASTA MI, YOKSA HASTA EDİLEN BİR TOPLUM MU?… Kamu sağlık kurumlarında da, özel hastanelerde de etrafa şöyle bir bakan herkesin fark ettiği şey aslında… Toplum hasta… Genci yaşlısı dökülüyor… Kalbi, kanseri biliyorduk, akciğerlere ne oldu peki? Zatürre mesela… Niye birden toplumu sardı?…. Eskiden hastalık dediğimiz şeyler belliydi…Kalp rahatsızlıkları vardı, kanser vardı… İnsan üzülürdü ama […]

Araç çubuğuna atla